Anladığı Halde Değişememek: Psikolojik Değişim Neden Zor?
- Merve Ayas

- 22 Oca
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 24 Oca

Psikoloji alanında, özellikle terapi süreçlerinde en sık karşılaşılan durumlardan biri kişinin anladığı halde değişememek deneyimini yaşamasıdır. Kişi ne yaşadığını bilir, nedenini anlarhatta çoğu zaman çözümün ne olması gerektiğini de söyler. Buna rağmen davranış, duygu ya da ilişki örüntüsü değişmez.
Bu durum dışarıdan bakıldığında bir tutarsızlık gibi algılanabilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu deneyim insan zihninin nasıl çalıştığına dair oldukça anlamlı ipuçları sunar. Çünkü insan zihni ile insan duygusu aynı hızda ilerlemez. Zihin önden giderken, duygu çoğu zaman geriden gelir.
Anladığı Halde Değişememek: İnsan Neden Değiştiremez?
Psikolojik bağlamda “anlamak” çoğu durumda bilişsel bir faaliyettir. Kişi kendine şu açıklamaları yapabilir:
• “Bunun çocukluk deneyimlerimle bağlantılı olduğunu biliyorum.”
• “Bu ilişki bana iyi gelmiyor.”
• “Aslında böyle tepki vermemem gerektiğinin farkındayım.”
Bu noktada birey, yaşadığı sorunun zihinsel haritasını bulabilmiştir ancak burada önemli bir ayrım vardır: Anlamak, değişimin kendisi değildir.
Bu düzeydeki farkındalık ile kişi durumun nedenlerini açıklayabilir fakat davranışadönüştürmesi mümkün olmaz. Çünkü davranışlar, düşüncelerden çok duygusal bellekte depolanmış deneyimlerden beslenir. Bu nedenle kişi, neyin doğru olduğunu bilse bile, kendini aynı tepkileri verirken bulabilir.
Bu noktada ise kişi “içgörü olduğu halde değişememek” deneyimiyle yüzleşir.
Duygusal Sistem Değişime Neden Direnir?
İnsan davranışlarının yönetiminde mantığın yanında duygusal bir sistem de yer alır. Özellikle erken dönem ilişkileriyle şekillenen duygusal sistem, güvenlikle ilgilenir. Onun temel -psikolojik güvenlik- sorusu şudur:“Bu bana tanıdık mı ve beni hayatta tutar mı?”
Bu nedenle birey:
• Zararlı olduğunu bildiği bir ilişkide kalabilir
• Kendini değersiz hissettiren bir rolü sürdürebilir
• Sınır koyması gerektiğini bildiği hâlde koyamayabilir
Bu noktada “anladığı halde değişememek” hali, bir yetersizlik duygusu hissettirse desistemin kendini koruma biçimi olarak değerlendirilir. Değişim, kişi için bilinmeyeni temsil eder. Bilinmeyen ise psikolojik sistem için bir tür potansiyel tehdittir.
Bu yüzden kişide farkındalık vardır ama değişim henüz duygusal düzeyde mümkün değildir.
Davranışlar Neden Değişmez?
Bir davranışın tekrar etmesi genellikle “alışkanlık” olarak açıklanır. Klinik bakışta ise bu tekrarlar, bir zamanlar işe yaramış olan baş etme biçimleridir. Bu davranış, kişinin hayatında işlevini yitirmiş bir davranış olsa bile tanıdık hissettirdiğinden bırakmakta zorlanır.
Bu yüzden anladığı halde değişememek, sıklıkla şu soruyla iç içedir:
“Bu davranışı bırakırsam onun yerine ne yapacağım?”
Değişim yaşamak için yeni bir düzen gerekir. Yeni düzen henüz kurulmamışsa eski davranışkolaylıkla geri gelir.
Bu noktada anladığı halde değişememek hali, kişinin güvenli alanını koruma çabasıdır.
İçgörü ile Dönüşüm Arasındaki Fark: Farkındalık Var Ama Değişim Yok
İçgörü, psikoterapi sürecinin önemli bir parçasıdır. Fakat dönüşümle aynı şey değildir. İçgörü genellikle “Neden böyleyim?” sorusuna yanıt verirken dönüşüm ise “Şu anda içimde ne oluyor?” sorusuyla ilgilidir. Bu ayrım anlaşılmadığında kişi kendini şu noktada bulur:
• Sürekli analiz eden
• Kendini çok iyi tanıyan
• Ama hayatında aynı döngüleri yaşayan
Bu durum “anladığı halde değişememek” hali yaşayan bireylerde suçluluk hissini bazen deyetersizlik hissini artırabilir. Buradaki sorun, çaba eksikliğinden çok değişimin bilişsel düzeyde kalmasıdır.
Psikolojik Değişim Nasıl Mümkün Olur?
Psikolojik değişim, kişinin kendine karşı daha yargısız ve gerçekçi bir yerden bakabilmesiyle başlar. Bu genellikle şöyle bir farkındalıkla mümkündür:
“Ben bu değişimi istiyorum ama henüz kendimi yeterince güvende hissetmediğim için değiştiremiyorum.”
Bu bakış açısı, anladığı halde değişememek halini kişi için zorlayıcı ya da suçlayıcı bir problem olmaktan çıkarır ve üzerinde çalışılabilecek bir sürece dönüştürür. Çünkü değişim sadece düşünce ile oluşmaz. Duygusal ve bedensel düzeyde de deneyimlenmelidir.
Gerçek psikolojik değişim şu alanlar desteklendiğinde mümkün olur:
• Duygusal temas
• Bedensel farkındalık
• İlişkisel deneyim
Psikoterapi, bu deneyimlerin güvenli bir çerçevede yeniden yaşanabilmesini sağlar.
Değişim Güvenle Başlar
İnsanın anladığı halde değişememek deneyimi, psikolojinin en insani ve sıkça karşılaşılangerçeklerinden biridir. Zihin bazen önden gider ve duygu daha arkadan gelir. Psikolojik olgunluk ise bu iki alanı zorlamadan ve yargılamadan birbirine yaklaştırabilme becerisidir.
Değişim, zihinle duygunun güvenli bir alanda yan yana durabildiği noktada başlar.




Yorumlar